Allah Aşık olur mu?
Eğer bu okuduklarınız gerçekten bizim bildiğimiz Envâru’l Aşıkîn adlı eserde mevcut iseler, buna şaşmamak gerekir. Çünkü bu tür kitaplarda böyle asılsız bilgiler çokça vardır. Aslında Envâru’l Aşıkîn, Ahmed Bîcan adlı (ö. 870 / 1466 sonrası), saygın sufimizin bir kitabıdır ve Yazıcıoğlu Muhammed’in Muhammediye’si gibi, o da bizim ülkemizde yüzyıllarca okunagelmiştir. İnsanlara şeriatı ve tasavvufu sevdirmek için yazılan meviza/vaaz kitaplarındandır. Ama böyle kitaplar genellikle verdikleri bilgilerin doğru olup olmadığına bakmazlar. Halkın hoş karşılayacağı hikayelere yer verirler. Envâru’l Aşıkîn da israiliyyata dair haberler ve mevzu/uydurma hadisler içermesiyle bilinir. (Bkz. DİA, Envâru’l Aşıkîn Md.). Sizin naklettiğiniz hikaye de böyle uydurma bir hikayedir ve yanlışlığının delilerini kendisi zaten içinde barındırmaktadır: Bizim kaynaklarımızda, Kitap’ta sünnette aşk kelimesi Allah için hiç kullanılmamıştır. Aşık olmak bir zaafın, eksikliğin ve başkasına ihtiyaç duymanın ifadesidir. Allah aşık olmaz, ama Allah sever. Bu sebeple Süleyman Çelebî’nin Mevlit’i de tenkit edilir. Çünkü S. Çelebi orada Allah’a: “Ey habîbim, sana aşık olmuşam” cümlesini söylettirir. Mevlit gibi bir şiir kitabı için bunu tevil etmek ve S. Çelebî’yi aklamak mümkündür, ama yine de Allah için böyle bir ifade kullanılamaz. Bu aşkı burada sevme anlamına alsak dahi anlatılanlar yine de doğru olamaz, çünkü başka insanları ve bazı şeyleri sevme duygusunu içimize koyan, hatta bunu bizden isteyen de Allah’tır. Bizzat Hz. Peygamber (sav), on çocuğu bulunduğunu ve hiç birisini öpmediğini söyleyen bir bedevîye: “Allah senin kalbinden merhametini almışsa ben ne yapabilirim ki?” diyerek, çocuklarını öpmemenin merhametsizlik olduğunu anlatmıştır. Sahih rivayetlerle geldiği üzere kendisi de, torunlarını öpmüş, okşamıştır.