Evlilik, Kader, Pantolon, Saç boyası
1.Olan ve olmuş olacak her şey kaderdir. Yani Allah’ın bilgisi ve takdiri dahilindedir. Allah her şeyi bir ölçüye/kadere göre yaratmış, hiçbir şeyi rast gele bırakmamıştır. Ancak bizim kiminle evleneceğimizi Allah’ın ezelden biliyor olması, bizi buna mecbur etmesi anlamına gelmiyor. O insana irade vermiştir ve insan kendi gücü dahilindeki eşyayı kendi iradesiyle seçer ve yapar, ya da yapmaz. Yaptığı ya da yapmadığı şeye göre de yargılanır. Her hangi bir iş için koşuşturan bir insanın kaderi, bu koşuşturması sebebiyle o şeye ulaşmak, tembellik edenin kaderi de onu elde edememek şeklide sonuçlanır. Genellikle bu böyledir. Ama sonucun öyle oluşmasında insanın iradesi bir sebeptir. Allah ise bunu sadece ezelden bilir ve kişi isteyince de yaratır. Yoksa insanı mecbur tutan bir kader yoktur.
2.Kadınların elbisenin altından pantolon giymelerinde bir sakınca yoktur. Bunu daha önce sebepleriyle açıkladık. Ancak erkekler gibi sadece pantolonla dolaşmaları caiz değildir. Kadınların ve erkeklerin saç boyamaları da günah değildir ve –bazılarına göre siyah hariç- istedikleri gibi boyatabilirler. Saç boyasının abdest ve gusülle de alakası yoktur. Altına su gitmiyor gibi bir açıklama ise anlamsızdır.
3.Beddua etmek genel anlamda hoş değildir. Ancak bedduanın da yeri gelebilir. Hz. Peygamber (sav), kendi şahsı adına beddua etmemiştir ama ümmetine zulmedenler için beddua etmiştir. Demek ki bedduanın da bir yeri vardır. Ayrıca Allah bize kendi “güzel isimleriyle” dua etmemizi söylüyor. Mesela Rahman isminden, rahmet isteyeceğiz, Razzâk isminden de rızık ilah. İsteyeceğiz. Allah’ın isimlerinin 90 tanesi böyle güzellikleri anlatır, yani O’nun cemal sıfatıdırlar. Geriye kalan 9 isimi ise onun azabı, gazabı ve cezasını anlatır, yani Onun Celal sıfatlarıdırlar. Ama onlar da “güzel isimler” den olduğuna ve bizim “güzel isimler” le dua etmemiz istendiğine göre onlarla da dua edebiliriz ve mesela, Allah’ın Kahhâr ismiyle de ona uygun bir şey isteyebiliriz. Bu da elbette, O’nun hak eden birisini kahretmesi olacaktır. Demek ki beddua da olabilir. Ancak yerinde olmayan, hak etmeyene yapılan bir beddua da tehlikelidir ve beddua edilen kişi buna müstahak değilse, döner ve beddua edene dokunur. Onun için kişi, özellikle de kendisi için beddua etmemelidir.
Beddua etmemek için dua yapılır. Birisine beddua edeceğimize, dua etmemiz daha anlamlı olur. Gerçekten de kişinin Allah katında bir değeri var ve Allah da onun dediğini yapacaksa, beddua etme yerine dua etmeli ve o kişinin ıslah olmasını, hidayet bulmasın, ahlakının güzelleşmesini istemelidir.