soru cevap
bilmiyorum ilmin yarısıdır - indeks listesini gösterKurân-ı Kerim’in ne olduğunu iyi anlarsak bu sorunun cevabını da anlamış oluruz.
Bildiğiniz gibi, Allah (cc) Kurân-ı Kerim’i insanlara hidayet/yol gösterici olmak ve onları sonları konusunda uyarmak için göndermiştir. Kendisi bizzat böyle buyuruyor. Yani insanoğlu Kurân-ı Kerim’de yer alan emir ve yasaklara göre yaşar, onu bir hayat rehberi edinirse kurtulur. Dünyasını da ahiretini de garanti altına almış olur. Aksi takdirde doğru yolu bulamaz.
Böyle büyük bir hedef için gönderilen Kurân-ı Kerim’in okunmasına, işte bu sebeple sevap verileceği söylenmiştir. Okumak da sevaptır, çünkü onun içindekileri anlamaya götüren yol onu okumaktan geçer. Ama okumak bizatihi bir hedef değildir. Bir vasıtadır, araçtır. Amaç ise onun gösterdiği yoldan gitmektir. Tıpkı sizi üst katlara çıkaracak bir merdiven ya da asansör gibi. Bu merdivende yürümek, ya da asansörden çıkmak çok sevaptır, dense bunun insanı üst katlara çıkarması sebebiyle olduğu anlaşılır. Bu durumda siz merdivenden sürekli inip çıksanız ve hep merdivende kalsanız bu ne anlam ifade eder? İşte Kurân-ı Kerim’i okumak da böyle bir şeydir, önce bunu iyi anlamamız gerekir.
İkinci olarak Kurân-ı Kerim dinlemenin, okumaktan sevap olduğu söylenir, niçin? Çünkü hedef onu anlamaktır ve dinlemek ise anlamak için okumaktan daha etkilidir. Okurken insan hem okumak hem de anlamak için enerji sarfeder. Oysa dinleyen insan bütün dikkatini anlamaya verir ve daha iyi anlar. Buna göre bir insan ister radyodan, ister televizyondan dinlemiş olsun, dinlerken daha çok sevap alabilir. Ancak bunun bir riski de vardır: Mushaf’ı bizzat eline almadan bu araçlardan okunan Kurân-ı Kerim’i dinleyen insan, dikkatini toparlayamayabilir ve Kurân-ı Kerim’e karşı saygısı azalabilir. Oysa Kurân-ı Kerim’den hakkıyla yararlanabilmenin yollarından birisi, onun kadrini ve mahiyetini bilip ona karşı gereken saygıyı göstermektir. O sıradan bir söz değildir, Yüce Allah’ın kelamıdır. Eğer dinlediğiniz ortamda saygıyı azaltan konuşmalar, lakırdılar vb şeyleri gidermek suretiyle bu riski ortadan kaldırabilirseniz dinlemek de en azından okumak kadar sevap olabilir.
Konumuzla ilgili olarak burada bir şeyi daha bilmemiz gerekir: Hatim yapma diye bir ibadet yoktur. Kurân-ı Kerim hatim yapmak için okunmaz, yukarıda anlattığımız gayeler için okunur. Hatim, bitirme demektir. Bitirme, ibadet olmaz, okuma ibadet olur. Kurân-ı Kerim’i sürekli okuyunca da o biter, yani hatmolur ve biz onu yeniden okumaya başlarız. Durum böyle iken pek çok insanımız Kurân-ı Kerim’i hatmetmeyi, ya da hatmettirmeyi nihai bir hedef sanır ve artık görevleri bitmiş gibi: “Eh! Çocuklarıma birer hatim yaptırdım” diye övünürler. Bu durum Kurân-ı Kerim’in ne anlama geldiğini anlamamanın belirtilerindendir.

-
- 1 |
allah razi olsun bende bu sorun cevapin ariyordum
20.08.2008 tarihinde , sengül keskin demiş kitesekkürler -
- 2 |
Bence uygundur.
20.08.2008 tarihinde , Ahmet akar demiş kiİnsan beynini bir bilgisayar gibi düşünürsek bilgi girişi sadece göz ve dil olmadığını işitmeninde hatta kabartma yazıdan, işaretten her nasıl olursa olsun önemli olan beyne girdisini sağlayıp anladığı önemsediği kadar hayata geçirebilmesi amaçtır. hele hele öldükten sonra çok daha önemli . -
- 3 |
tebrikler
20.08.2008 tarihinde , isa kırtepe demiş kitamistediğim ve olması gereken bilgileri verdiniz ALLAH razı olsun devamın yüce mevladan dilerim

- Tamamı Büyük harflerden oluşan yorumlar yayınlanmaz.
- Bu konuya beş dakika içerisinde sadece bir adet yorum yazabilirsiniz.
- T.C. yasalarına aykırı, hakaret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.
- Yorumlarla ilgili hukuki yaptırımlardan Faruk Beşer sorumlu tutulamaz.
- Konu dışı farklı soruların yöneltildiği yorumlar yayınlanmaz.
- Çok fazla dil bilgisi hatası içeren yorumlar yayınlanmaz.
- HTML kodu girenlerin yorumları yayınlanmaz ip'leri banlanır




5.4
bölümler




bu yazıya ait 3 yorum var