• KİMDİR
  • KİTAPLARI
  • BLOGU
  • CEVAPLARI
  • Prof Dr

    Faruk Beşer

    	
    	
    	
    	
    liste
    cemal yildiz;

    Namaz tespihati, dua ve takke

    Namaz tespihatı ve Takke: Öncelikle değerli hizmetinizden dolayı Allah (c.c) razı olsun. Biz Kanada’da yaşadığımız için buralarda namazdan sonra tespihatın, duanın toplu (toplu olarak namaz sonrası bunları yapma ilk olarak ne zaman başlamıştır) veya ayrı yapılması ve sadece takke takmanın sünneti konusunda diğer ülkelerin insanları arasında tartışmalar yaşanıyor. Bu konudaki uygulamalar ve kabuller konusunda bizi bilgilendirebilir misiniz?
    Cevap

    Namazların farzlarından sonra üç defa esteğfirullah… Allahümme entesselam… demek,

    33 er kez subhanellah, elhamdülillah, Allahu ekber demek,

    Ayetelkürsi, hatta felak ve nâs surelerini okumak Hz. Peygamber’in hadisleriyle sabittir ve bunlar sünnettir.

    Ancak bunlar Hz. Peygamber zamanında seslice ve bir müezzinin komutuyla söylenmiyordu, bunları herkes kendisi içinden okuyordu. Sonradan İslam’a Arapçayı ve namazı bilmeyen insanlar girince, onlara öğretmek için görevliler bu duaları biraz seslice okumaya başladılar. Sonra buna alışıldı ve bunları hatırlatmak müezzinin görevi gibi oldu. Böylece de aslının böyle olduğu sanıldı. Oysa bilenler için doğrusu, farzını kıldıktan sonra herkesin bu tespihatı kendi halinde okumasıdır. Bilmeyenler için sesli söylenip hatırlatılmasında da bir sakınca yoktur. Ancak bilenler için bu durum hoş değildir, ayrıca müezzinlerin bunları ayrı bir makam ve ayrı bir senfoni haline getirmeleri sünnete aykırıdır.

    Başın açık ya da örtülü olması meselesine gelince, genellikle semavi dinlerin tamamında başın örtülmesi gibi bir gelenek olduğuna göre bunun dinen tercih edildiğini söyleyebiliriz. Ancak bilindiği gibi bu durum İslam’da bir zorunluluk/farz ya da vacip değildir. Ayrıca namazda olmakla namaz dışında olmak arasında da bir fark yoktur. Bunun sünnet olduğu söylenebilir. Fakat sünnetin de örfi sünnet ve dini sünnet olanı bulunduğu için, bazı alimler, mesela İmam Şatıbî şöyle söylemiştir: “Bu mesele örfi bir sünnettir, dolayısıyla örften örfe değişir. Mesela (Ortadoğu’yu kastederek) doğu ülkelerinde olduğu gibi, açık baş namaz kılınması örfen kerih karşılanıyorsa oralarda açık baş namaz kılmak mekruh olur. Ama bizim ülkemizde (Endülüs’te) olduğu gibi aksi olursa, yani başı kapatarak namaz kılmak kerih görülürse böyle yerlerde de başı kapamak mekruh olur”

    Takke meselesine gelince, aslolanın, müslümanların özel kıyafetleriyle başlarını kapamak olduğunu söyledik. Oysa takke günlük hayatta müslümanların, en azından çoğunun sürekli giydikleri bir giysi değildir. Bu sebeple hoş olmadığını söyleyenler ve hatta bunun aslının Yahudi ve Hıristiyanlardan geldiğine dair kitap yazan İslam alimleri bile vardır. Yine de takke şekil itibariyle diğer dinlerinkinden ayrılıyor ve müslümanlara özel bir şekil alıyorsa bunda da bir sakınca olmamalıdır. Ancak namaza ait bir giysi olmasının delili yoktur. Namazın giysi bakımından, namaz dışından farkı, namaza biraz daha güzel ve heybetli giyerek çıkılmasının sünnet olmasıdır. Hedef, en güzel görünümün namaz kılınırken serdedilmesi ve namaza karşı mehabeti artırmaktır. Takkenin bu gün bir saygınlığının ve heybetinin bulunduğundan söz edilebileceğini sanmıyorum.

    Sonuç olarak diyebiliriz ki, İslam’da erkek için başın örtülü olması açık olmasından iyidir. Ancak bunun bir küçültücü görünüm aldığı yer ve zamanlarda açık başlı dolaşmak ve böyle namaz kılmakta da hiçbir sakınca yoktur.

    , Faruk Beşer