• KİMDİR
  • KİTAPLARI
  • BLOGU
  • CEVAPLARI
  • Prof Dr

    Faruk Beşer

    	
    	
    	
    	
    liste
    Zeki Arslan ;

    Rüya, Hz.Peygamber, Kaza Kader

    İnsan 3 vücuttan oluşuyor: Ruh, Nefs ve Fizik beden. Rüya, Nefsimizin berzah aleminde yani, bizden önce yaşamış kişilerin yaşadığı alemde, bazen da bu alemde seyahatidir, yaşamasıdır. Bu seyahat sırasında, Allahın görmemizi istediği kısımları biz hatırlayabiliyoruz, ve "rüya gördüm" diyoruz.. Diğer önemli bir konu da Peygamber SAV Efendimizi rüyada görme konusudur: "Rüyasında beni gören, gerçekte beni görmüştür. Çünkü şeytan benim suretime giremez" Hadis-i Şerifi: 1- Sahabe için söylenmiştir. Çünkü onlar zahiren de Peygamberi (sav) i gördüklerinden, rüyada gördüklerinin o olduğunun sağlamasını yapabilirler. 2- Sahabeden sonrası için bu sağlama, ancak mürşitler tarafından yapılabilir. Çünkü onlar, batınen (yani kalb gözleriyle, ruhun tayy-i mekani ile) onu görmüşler ve onun manevi alandaki eğitiminden geçmişlerdir. Yani kişiye rüyasında gördüğü kişinin Peygamber SAV olup olmadığını Mürşidi söyleyebilir, doğrulayabilir. Rüya ile amel edilmez. Ancak Mürşit tarafından yorumlanıp onun dediği istikamette hareket edilir. Rüya: Rüyayı, (mürşidinden) başkalarına Söylemek, iki tarafı da keskin kılıç gibidir: (Buyurduğunuz gibi) Kişide, kibir vs. manevi hastalıkların depreşmesine sebep olur. Veya anlatılan kişide kıskançlık veya kendini inanç yönünden küçük görme "ne kadar zayıf bir kulum, rüyamda bile Peygamber (sav) i göremiyorum" duygusu verebilir. Kader:Bir kişinin kendi iradesi dışındaki iradelerin oluşturduğu olaylar, o kişi için kaderdir, kendi iradesiyle oluşan olaylar da kazadır. (Zannedildiği gibi "yaşanacak olayların ezelde Allahın bilmesi kaderdir, zamanı gelince o olayların olması kazadır" bilgisi) doğru değildir.
    Cevap

    Değerli kardeşim. Bilgilendirme amaçlı e-mektubunuz için teşekkür ederim. Ancak söylediklerinizin çoğuna katılmamız mümkün değildir. Çünkü din bizim kendi varsayımlarımızdan oluşmaz. O Allah’ın vahiy ile Hz. Peygamber’e gönderdiği, onun da yaşadığı nizamdır. Her şeyin bir anlaşılma metodu olduğu gibi dinin de bir anlaşılma metodu vardır. Onu herkes istediği gibi anlayamaz. Mesela bizim dinimizin kaynakları kısaca Kitap, sünnet, icma ve kıyas/içtihat olarak bilinen kaynaklardır. Bunların dışından gelen bir bilgi, bunlarda varolan bilgilere aykırı olmamak şartıyla alınabilir. Ama alınması zorunlu da değildir. İmdi:

    Sizin berzah alemini bizden önce yaşayanların yaşadıkları alem diye anlatmanız Kura’na aykırıdır. Çünkü berzah kelimesi Kuran-ı Kerimde öldükten sonraki ve mahşerden önceki hayat için kullanılır.

    İkinci olarak, rüya tek boyutlu ve tek kynaklı bir fenomen değildir. Rahmani işaretler olabileceği gibi, şeytani dürtüler ve neftsen kaynaklanan hayaller (hulm, adğas-ü ahlâm) da olabilir.

    Üçüncü olarak, cumhur alimlere göre, rüyasında Hz. Peygamber’i gören gerçekte onu görmüştür. Hadisi şeriflerin zahiri bunu anlatır. Hangi surette ve nasıl görmüş olursa olsun, gördüğü odur. Onun olduğundan farklı görülmesi, görenle alakalı bir şeydir. Bu tanıma ve test etmenin sahabeye ait olduğunu gösteren hiçbir delil yoktur. Böyle bir düşünce insanların zannından ibarettir. Oysa zan ile din olmaz.

    Dördüncü olarak, İslam’da peygamberle sıradan insanlar arasında, mürşit denen farklı bir insan tipi ve kategorisi yoktur. İnsanları irşat edebilen herkes mürşittir. Mürşit olmak da, rüyalardan anlamak demek değildir. Bazı insanlara rüyaların sembolik dillerini bir miktar okuyabilme bilgisi verilmiş olabilir. Ama bu da bağlayıcı bir bilgi oluşturmaz. Mürşitlerin manevi alemde peygamberlerle görüşmesi ve bu yolla rüyanın doğruluğunu test etmeleri de bir vehimden ibarettir. Bunları din gibi anlatan insanlara Allah’ın (cc) şu mealdeki ayetiyle cevap verilir: “De ki, eğer doğru iseniz burhanınızı/delilinizi getirin”.

    Kaderle ilgili olarak söyledikleriniz de, doğrusu Ehli sünnet çizgisindeki alimlerin söylediklerine uymamaktadır ve bir varsayımdan ibarettir. Ama bunu daha sonra anlatmayı deneyeceğiz.

    , Faruk Beşer