soru cevap

bilmiyorum ilmin yarısıdır  -  indeks listesini göster
24EKİ20043185

Tasavvufu yaşamak

etiketler :

       Tasavvufu yasamak: Hocam, isimlerini yayınladığınız aşağıdaki kitapları okursak, Tasavvufu öğrenir ve yaşayabilir miyiz? Bu konuda garanti verebilir misiniz? Anahatlarıyla Tasavvuf. Hasan Kamil Yılmaz Avârifu’l-Maarif. Suhreverdî Er-Rasâil. İmam Kuşeyrî Er-Riaye Li-Hukukillah. İmam Muhasibîİslam Tasavvufu: Süleyman Ateş İslam Tasavvufunun Bugünkü Meseleleri. Erol Güngör Kûtü’l-Kulûb. Ebu Talib el-Mekkî Şifau’s-sâil. İbn Haldun (S. Ateş Terceme etti) Tasavvuf Tarihi. Mehmet Ali Ayni Tasavvuf ve Hadis. Abdullah Aydınlı Tasavvuf ve Hayat. Abdül-Bari Nedve Tasavvuf ve Tarikatlar. Mustafa Kara Tasavvuf ve Tarikatlar. Selçuk Eraydın Tasavvuf. Mahir İz Teâruf li-Mezhebi ehli’t-Tasavvuf. Kelâbâzî
bizim cevabımız09 OCAR 2006 tarihin'de , Faruk BEŞER yanıtladı

  

Benim verdiğim bu liste tasavvufu yaşama listesi değil, öğrenme listesidir. Bununla demek istediğimiz şudur: Bu kitapları okuyanlar tasavvuf hakkında nazari olarak doğru bilgiler alabilirler. Bu elbette bu konuda doğru bilgi veren başka kitaplar yoktur anlamına gelmediği gibi, bunlarda bulunan her bilginin tartışmasız doğru olduğu anlamına da gelmez. Bu kitaplar benim bildiğim okunmaya değer kitaplardan sadece bazılarıdırlar.

Tasavvufu yaşamaya gelince bu, tasavvufla neyi kastettiğimize bağlıdır. Eğer tasavvufla, sahabe-i kiramdan günümüze dek var olan Kitaba ve sünnete bağlı züht, ibadet, tefekkür ve ahlakı anlıyorsak –ki, gerçek tasavvuf da budur- bunu her zaman yaşayabiliriz, hatta yaşamalıyız. Çünkü bunları bizden Allah istemektedir. Nasıl yaşayabiliriz sorusuna pek çok cevaplar verilebilir. Bunların en önemlilerinden birisi, bunları yaşayan birlikteliklere katılmak ve tasavvufî ahlakı bu yolla elde etmektir. En kestirme ve en etkili yol budur. Ama insan bu temel özellikleri zor da olsa, tek başına da yaşayabilir. Yani tasavvufu yaşamak için ille de bir tarikata girmek gerekmez. Tasavvuf ayrı şey, tarikatlar ayrı şeydir. Tarikatlar tasavvufu uygulamayı hedefleyen mektepler ve mezheplerdir. Bir şeyi uygulamaya kalkışan her kes onu doğru uygulayamayabilir.

Ayrıca tasavvufu tarikatlarla yaşamak istemenin, yani birilerine katılmanın sayısız güzellikleri yanında riskleri de vardır. Çünkü birlikteliklerden maddi güçler de doğar ve birileri bunların cazibesine kapılıp insanları sömürebilirler. Ya da, samimi olsalar bile, Kitabı ve sünneti iyi bilmedikleri için insanlara şerbet yerine çamaşır suyu içirebilirler. Bağlılarının bireyliklerini, öğrenme ve sorgulama kabiliyetlerini öldürüp, onları kendilerine bağımlı kılar ve tek doğrunun kendi söyledikleri olduğunu onlara telkin edebilirler. Bütün bunlardan korunmanın yolu, cehaletten kurtulmaktır. Cehaletten kurtulmanın yolu da okumaktır. İslam’ın ilk emrinin oku olması hiç de tesadüf değildir. Ne garip bir manzaradır ki, Kuran’da ve sünnette çok açık ifadelerle bizi ilme çağıran, bunu teşvik eden, emreden yüzlerce nas bulunmasına rağmen bunlara itibar edilmez, gereği yerine getirilmez de, filan ayeti, falan hadisi zorlayarak şöyle yorumlarsak bundan tarikat anlaşılabilir, öyleyse tarikata girmelisiniz denmesine itibar edilir ve bu baîd teviller, o açık naslara tercih edilir! Bu anlayışı siz doğru buluyor musunuz?

Ülkemizde icrayı faaliyet eden tarikatların yüzde doksan dokuzunun cehalet içinde bulunduğunu, yüzde doksanının da tarikatın gücünü kullanarak insanları sömürmek için kurulduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Böyle olmayanlara elbette sözümüz yoktur.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

bu yazıya ait 6 yorum var

comment addKendi yorumunu ekle

arrow

  • 1 |

    açiklayin!

    20.08.2008 tarihinde , zumra demiş ki
    Hocam, ya kalan %1 açiklayin, yada %99 cahilleri açiklayin ki, insanlar dogruyu ve yanlisi ayırt edebilsinler, eger bu kadar eminseniz kendinizden, alim olarak bu görevinizi yapin...ALLAH CC RAZI OLSUN..

    vote 6.2 Katılıyor musunuz?  evet(26) /  hayır(16)

  • 2 |

    mürşidde lazım

    20.08.2008 tarihinde , ayşe demirok demiş ki
    insanlar ilim öğrenir onunla amel etmeye çalışır ihlas ilede yükselir bu aşamadada tabiki bilgi tecrübe ve tatbik etmede yardım alır.fıkıh konusunda bu işin uzmanlarına danışır faruk beşer hocam gibi.tasavvuf alanındada bu konudahakikaten ilerlemiş insanlığa faydalı olabilecek mürşidi kamillere danışır. bunlar bu zamandada vardır arayıp bulmak lazım şeriatı bilen zaten sapığınıda bilir hakiki samimi olanıda .önce Allah sonra Rasulullah sonrada ilim sahibi olan Rasulun sav yolunu takip eden mürşidi kamillerin yaptıklarını ve tavsiye ettiklerini uygulamamız çok mühimdir

    vote 5.7 Katılıyor musunuz?  evet(29) /  hayır(22)

  • 3 |

    bence de

    20.08.2008 tarihinde , nehir demiş ki
    Hocam inanın yazdıklarınız hep düşündüğüm kendimce yorumladığım şeylerdi.Düşünceleriniz çok güzel ölçülü mantıklı ...Teşekkür ederiz.....

    vote 5.9 Katılıyor musunuz?  evet(35) /  hayır(24)

  • 4 |

    haklısınız

    20.08.2008 tarihinde , ercan ertural demiş ki
    bize mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır diyorlar ve illede birine bağlanmak gerekir cennete girmek için bu kişiler vesile oluyormuş.ben inanmıyorum onların garantisi yokken...gerçekten güzel açıklamışsınız

    vote 6.3 Katılıyor musunuz?  evet(32) /  hayır(19)

  • 5 |

    Geriye ne kaldı!

    20.08.2008 tarihinde , Üzeyir Durmuş demiş ki
    Sa hocam! Çok güzel tespit etmişsiniz, ancak %99dan sonra geriye ne kalıyor. Bana kalırsa hiç.. Siz de bunu mu kastediyorsunuz acaba... Herhalde bu ifadeniz ilm-i siyasetin bir yansıması :)

    vote 8.2 Katılıyor musunuz?  evet(122) /  hayır(26)

  • 6 |

    tasavvuf:)

    20.08.2008 tarihinde , bilal AKDAG demiş ki
    Özellikle şerî bir denetim mekanizmasına sahip olmadığımız şu dönemlerde tasavvuf ve tarikat konularında kafaları karıştıran, içinden çıkılması müşkil bir çok problem baş göstermiştir. Tefrikalar ve fitneler zihinleri teşviş etmiş, yaşla-kuru birbirine karışmış, dine saldıranlar bu alanı boş bulmuş, insanları dinden soğutmak için her türlü desise ve hileleri kullanan küfr, nifak ve fitne çevreleri en tesirli malzemeyi bu sahada bulmuştur. Üzülerek müşahede ettiğimiz bu duruma siyasetin de etkisiyle ve cehaletin de serpilip saçaklanmasıyla büyüyen fitneleri eklediğimizde çok kimsenin sarsıldığını biliyoruz. Hele bir kısım şeyh namını kendilerine vermiş ehliyetsiz kimselerin tahribatı da meseleyi en son bilen-bilmeyen herkesin diline düşürmüş ve olayı medyatik hale getirmiştir. İşte bu düşüncelerle bu sayıda konuyu ilmî tetkikler merceğine aldık. Bu bölümde bilhassa fıkhî hüküm açısından ve fıkhın hikmet-i teşrî penceresinden meseleyi irdelemeye çalıştık. TASAVVFUST MAKSADI AŞMAYIN

    vote 6.4 Katılıyor musunuz?  evet(34) /  hayır(19)

bu konuya yorum ekle

lütfen yorum yazarken form kurallarını dikkate alalım

arrow

  • *
  • *
  • *

lütfen * ile belirtilen alanları boş bırakmayın

  • Tamamı Büyük harflerden oluşan yorumlar yayınlanmaz.
  • Bu konuya beş dakika içerisinde sadece bir adet yorum yazabilirsiniz.
  • T.C. yasalarına aykırı, hakaret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.
  • Yorumlarla ilgili hukuki yaptırımlardan Faruk Beşer sorumlu tutulamaz.
  • Konu dışı farklı soruların yöneltildiği yorumlar yayınlanmaz.
  • Çok fazla dil bilgisi hatası içeren yorumlar yayınlanmaz.
  • HTML kodu girenlerin yorumları yayınlanmaz ip'leri banlanır