soru cevap

bilmiyorum ilmin yarısıdır  -  indeks listesini göster
10EKİ20041428

Terkeden Koca

etiketler :

       Terkeden Koca: Hocam, 20 yıllık bir evlilikten sonra eşim 3 yıla yakındır evi terk etti. İki yıl önce mahkemeye verdi fakat mahkeme düştü. Şu an devam etmiyor. Maddi desteği devam diyor. "Ben seni bıraktım, boşadım" demedi. Ancak "buraya kadarmış, bitti" kelimesini kullandı. Eve de 4 ay zarfında dönmediği için nikahımızın bittiğini söylediğimde kabullenmemiş. Bırakmadım fakat böyle yaşayacağım, demiş. Böyle ayrı yaşayarak, görüşmeyerek nikah devam eder mi? “Eşlerinizi askıda bırakmayın” ayeti bu neyi anlatır? Ben ne yapmalıyım? Bir bâin talak gerçekleşmişse bayan, başka biriyle evlenebilir mi, yoksa bütün talakların bitmesi mi gerekir? Resmi nikah bitirildiğinde dini nikahın durumu nedir? Saygılarımla.
bizim cevabımız04 ARALIK 2004 tarihin'de , Faruk BEŞER yanıtladı

Öncelikle size geçmiş olsun diyor, sabır diliyorum.

Toplumu ve insanlararası ilişkileri düzenleyen, haksızlığı önleyen, hakkın ve adaletin yerini bulmasını sağlayan kurumların başında ahlak ve hukuk gelir. Ahlak, insanın içine Halik’ın/yaratıcının koyduğu adalet ve güzellik programıdır, vicdanla ana baba bir öz kardeştir. Ancak bu programın doğru çalışması için hem vicdanın bozulmamış olması, hem nefisten kaynaklanan duyguların terbiye edilmiş olması, hem de yeterli bilginin bulunması gerekir. Bunların da bir insanda toplanması çok nadir olduğu için hukuk devreye girer ve adaleti o sağlar. Hukukta da aksamalar olursa işte o zaman vah güçsüzlerin haline. Sizin durumunuz bana bunu hatırlattı. Hep düşünmüşümdür, cefakar ve vefakar Anadolu kadını kocasını gurbete gönderir. Arkada o namusuyla, şerefiyle çalışır, ırgatlık eder, sabreder, bazen kaynana-kaynata, bazen kayın-görümce sitemi yer. Canını dişine takar, yavrusuna ninniler söyler, babasının bir gün geleceğini, ona neler neler getireceğini mırıldanır. Bağrına taş bağlar. Yemez, harcamaz, gezip tozmaz, hep o gurbet dönüşünün buruk sevincini bekler durur. Zavallı, cahil ve eğitimsiz koca İstanbul’a ya da Alamanya’ya gider. Üç kuruş para kazanır. Farklı bir ortamı görünce ne yapacağını şaşırır. Sarışınlar başını döndürür. Önce zavallı hanımını hatırlar, acıma hissi duyar. Kimsesizlik ve elinden tutacak arkadaşın bulunmaması şeytanın ve nefsin en çok arzuladıkları ortamlardır. Sinsi mikroplar gibi hemen devreye girerler. İkinci ya da üçüncü hamlede onu yoldan çıkarırlar. Üzülür, muhtemelen böyle şeyler yapmasa daha iyi olacağını aklına getirir. Ama şeytan, nefis, cehalet ve dostsuzluk çoğu zaman ağır basar. İkinci, üçüncü… yanlışlarını yaptırırlar ona. Sonra zaten hanımının da çok işe yaramayacağını, “uygarlık” görmüş haliyle kendisine ayak uyduramayacağını düşünmeye başlar. Bir taraftan da gayret/kıskançlık duygusu hanımının başkalarının olmasına izin vermez. Bu sebeple onu boşamaz ve bırakmaz. Zavallı kadının, bütün bu mağduriyetlerinin karşılığını alabileceği tek mahkeme vardır: Mahkame-i Kübrâ / En yüce ve en şaşmaz mahkeme. Dünyada ise derdini kimselere anlatamaz. Bunlar benim, gariban bir Anadolu kadını gördüğümde hep düşündüğüm ve sizin sorularınızla tekrar aklıma gelen şeyler. Sizi ilgilendirmeyebilirler, siz böyle olmayabilirsiniz. Ama bu durum beni hep canevimden vuran bir mağduriyet olagelmiştir. Sizin sorunuz sebebiyle dile getirme şansı yakaladım, hepsi o kadar.

Şimdi sizin sorunuzun cevabına gelelim: Sizin durumunuzla ilgili iki husus vardır: Birisine îlâ denir ve kocanın karısına dönmeyeceğine yemin etmesi anlamına gelir. Bu durumda dört ay dönmemesi halinde karısının boşanma hakkı doğar ve dilediğiyle evlenir. Bakara Suresinin 226 ve 227. ayetleri bunu anlatır. Ama dönmeyeceğim diye yemin etmeden dönmüyorsa bu durumun îlâ olmayacağı ve sırf bununla kadının boşanma hakkının oluşmayacağı kabul edilir. Ama buna rağmen, erkeğin dönme imkanı bulunup ta dönmemesi ve dönmeyeceğini söylemesi de hesaba katılmalıdır. Bu durumun anlatılacağı bir fıkıh alimi meseleyi değerlendirebilir ve mümkünse tarafları dinleyerek kadının boşanma hakkı bulunup bulunmadığını söyleyebilir. Çünkü bazı fıkıhçılar böyle bir davranışın da boşanma sebebi olabileceğini ve dört ay gelmeyen kocanın, gelmeme sebebine göre, karısına boşanma hakkı doğabileceğini söylerler.

İkinci husus, sizin de işaret ettiğiniz gibi, erkeğin karısıyla beraber olmaması bir yana, onu boşamayacağını söylemekle ona engel olması, önünü kesmesi ve mağdur etmesidir. Allah (cc) böyle yapanların aslında kendilerine zulmettiklerini söyler (Bakara 2/231). Bu bir zulümdür, ancak bunun halledilmesi de diğeri gibi hukuki yollarla olmalıdır. Burada bir noktaya daha işaret etmeliyiz: Bu haksızlığı yapanlar sadece erkekler değildir. Bazen kadınlar da bunu yapabilmektedirler. Bazı kanunları suiistimal ederek, bir araya gelmeleri mümkün olmadığı halde, boşanmayı engellemekte ve kocasının evlenmesine mani olmaktadırlar. Kimden gelirse gelsin, başkalarının hakkını engelleyen her girişim zulümdür ve zalimler Allah’ın sevmediği insanlardandırlar.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    bu konuya yorum ekle

    lütfen yorum yazarken form kurallarını dikkate alalım

    arrow

    • *
    • *
    • *

    lütfen * ile belirtilen alanları boş bırakmayın

    • Tamamı Büyük harflerden oluşan yorumlar yayınlanmaz.
    • Bu konuya beş dakika içerisinde sadece bir adet yorum yazabilirsiniz.
    • T.C. yasalarına aykırı, hakaret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.
    • Yorumlarla ilgili hukuki yaptırımlardan Faruk Beşer sorumlu tutulamaz.
    • Konu dışı farklı soruların yöneltildiği yorumlar yayınlanmaz.
    • Çok fazla dil bilgisi hatası içeren yorumlar yayınlanmaz.
    • HTML kodu girenlerin yorumları yayınlanmaz ip'leri banlanır