Network Pazarlama Ne Kadar Meşru?
Son zamanlarda genel adıyla Network Marketing adı altında yeni bir pazarlama tekniği gelişti. Bu tür satışlar için genel bir deyim oluşturan bu iki kelime ağ düzeninde pazarlama anlamına geliyor. Hiyerarşik yapıda bir pazarlamacılar ağı yoluyla belli ürünlerin biraz farklı sistemlerle satışa sunulmasını ifade ediyor.
Network yoluyla çalışan pazarlama şirketleri birden çok ve her biri biraz farklı yöntemlerle çalışıyor.
Önemli olanları şunlar: devamı

Geçen Aralık ayında Diyanet İşleri Başkanlığı, Medya Din İlişkileri konusunda çok kapsamlı bir sempozyum düzenledi. Tebliğci olarak çağrıldığım bu sempozyumda sunduğum bildirimi, eğer hata ise mazur görülmemi dileyerek, burada yayımlamak istiyorum. Umuyorum ki, böylece okuyucularımızdan gelecek katkılarla da olgunlaşması sağlanmış olacaktır. devamı

Kaderin anlaşılması bir yönüyle çok kolaydır, bir yönüyle de çok zordur ve kader adeta imanın sihirli şifresidir. Kaderin imanla anlaşılması, akılla anlaşılmasından daha kolay olsa gerektir. Ya da sonuç aynı kapıya çıksa da, kaderi inanarak anlamak, onu anlayarak inanmaktan daha kolaydır. Ama yine de aşağıda vereceğimiz bilgilerle kaderin akılla ilgili yönünü bir nebze anlayabileceğimizi sanıyorum:

Kader kelime anlamı bakımından, miktar, ölçü ve muktedir olma/güç yetirme demektir. Yani her olan şey, bir ölçüye ve hesaba göre, planlanarak olmakta ve muktedir birisi tarafından oluşturulmaktadır. Hiçbir şey rast gele, kendiliğinden, ölçüsüz ve hesapsız olmamaktadır. Her şey önceden yapılan bir hesapla ve bir sebeple olmakta ise, demek ki Allah (cc), olacak olan her şeyi biliyor, her şeye gücü yetiyor. Hiçbir şey O´nun bilgisi ve isteği dışında olamaz. devamı

Çocuklarımıza Kuranı Kerimi Nasıl Öğretelim? Bu sitede her ay yapmaya çalıştığımız mini anketlerimizden birisi daha sonuçlandı ve aslında bilinen bir gerçek bir kez de izleyenlerimiz tarafından tescil edildi. Çocuklarımıza Kuranı Kerim´i en iyi nasıl öğretebiliriz ? Sorusunun tercih edilen cevaplar ve oranları şöyle; devamı

Ramazanın Tespiti Nasıl Olur? Ru´yetle mi, Hesapla mı? Özellikle yetmişli yıllardan beri Ramazan´ın ve buna bağlı olarak da diğer kameri ayların ve Kurban Bayramının tespiti konusunda Müslümanlar arasında hoş olmayan bir ayrılığın yaşandığını herkes bilmektedir. Bu ayrılığın birden çok sebebinin olduğu gözlemlenmiştir. Bazı çevreler meseleyi siyasi olarak ele alırken, bazıları ideolojik yaklaşımlarda bulunmakta, bir kısım insanlar da ilim adına çok basit şeyler söyleyebilmektedirler. Bunların yanında, başından beri ilmi bir düzey tutturanlar da olagelmiştir. Ancak bu sonuncular hem çok azdırlar, hem de halk kitlelerine etki edecek özelliklere sahip değildirler. devamı

Diyalog en azından iki tarafın bulunmasını ve bu tarafların yine en azından konuşulabilir olma bakımından eşitliklerini, yani birbirlerince konuşmaya değer görülmelerini anlatır. Kur´ân-ı Kerim´e ve İslam tarihine bakıldığında Müslümanların "Ehl-i Kitab" ı her zaman konuşmaya değer buldukları ve en güçlü oldukları zamanlarda dahi, yeri geldiğinde bunu fiilen gerçekleştirdikleri bilinen bir gerçektir.

Hıristiyan dünyasının İslam dünyasına karşı teknolojik üstünlük elde ettiği dönemden itibaren ise Müslümanları tamamen dışladığı ve konuşmaya değer bulmadığı, 1962 Vatikan Konsili´nin ardından diyalog çağrısı yaptıklarında ise bunu Müslümanlarla, ya da diğer dinlerle diyalog kurma amacıyla değil, öncelikle her biri birer müstakil din haline gelen Hıristiyanlığın mevcut mezhepleri arasında gerçekleştirmeyi hedefledikleri de yine ilgili herkes tarafından bilinmektedir.

devamı

Kaderle ilgili olarak geçenlerde gazetelerde aşağıdaki haber yayımlandı. Bu habere göre, olacak olan şeylerin önceden bilinebileceği ispat edildiği için kader de ispat edilmiş oluyordu. Yani olan, hatta insanın iradesiyle seçip yaptığı sanılan şeylerde bile aslında onun iradesinin bir etkisi yoktur. Dolayısıyla kader gibi, bizi önceden bağlayan bir program vardır. Bizim irademiz aslında bir yanılsamadan ibarettir. Önce kaderle ilgili olarak daha önce burada uzunca bir değerlendirme yaptığımızı hatırlatalım:

Sonra da haberi ve haberle ilgili yorumumuzu verelim: Haber şöyle: Bilim KADER´i kanıtladı: Kader´in fiziksel kanıtı New Scientist dergisinde yayınlandı Bir atom parçacığının nerede ve ne hızda hareket edeceğini 43 saniye önceden tespit eden bir model geliştiren Hollandalı fizikçi Hooft, semavi dinlerin savunduğu kaderin varlığını bilimsel olarak da ispatladı (9 Mayıs 2006 Salı) devamı

Bir arkadaşım, şehitlerin de peygamberin de hiçbir şekilde yardıma gelemeyeceklerini söylüyor. Ancak gerek Çanakkale de gerekse başka savaşlar da bizlere bu cinsten bir sürü örnekler anlatılıyor. Neye nasıl inanmamız gerekiyor?

Doğrusu, Allah isterse şehitlerin ya da peygamberlerin ruhlarını imdada yetiştirebilir. Ancak bunun İslami kaynaklarda bir aslının bulunduğunu görmedim. Bedir´de Uhud´da ve diğer bazı gazalarda Allah meleklerden oluşan ordularını imdada gönderdiğini söylüyor.

Mesela Peygamberimize de önceki peygamberler gelip imdad etmemişler de melekler gelmiş, dolayısıyla şehitlerin ya da peygamberlerin imdad edeceğine dair bir şey yok, Onlardan imdad istemek ise, isteyenin durumuna göre şirke kadar giden bir hata olabilir. Biz her gün namazlarımızda 40 kez Allaha söz veriyoruz ve "Ya Rab! Sadece sana ibadet edip sadece senden yardım isteyeceğiz" diyoruz. Bunu bizden bizzat Allah istediğine göre başkalardan imdad istemek İslam´ın ruhuna aykırı olur. devamı

Müspet ilimler geliştikçe Kurânı Kerimin ve onun beyanı olan Sünnetin daha iyi anlaşılacağı bir gerçektir. Kurânı Kerim her şeye işaret etmiştir ve Sünnet işaret edilen bu manaların birini ya da bir kaçını açıklamıştır. Kurânı Kerim´in manaları sonsuz olduğu gibi Sünnetin her beyanı da doğrudur. Ancak Kurânı Kerim´le il­gili olarak anlama problemi olduğu gibi, Sünnetle ilgili olarak da hem onu olduğu gibi tespit, hem de anlama problemleri vardır. Yani hadis sahih midir? Tamı tamına râvinin anlattığı sözler­le mi sâdır olmuştur? Eğer öyleyse ondan anlaşılan nedir?

Görüldüğü gibi hadis Kurânı Kerim´in beyanı olmakla bera­ber, hadisten elde edilen bilgileri ayıklama ve tespit etme o kadar kolay değildir. Öncelikle hadisin sahih olup olmadığını öğrenmek gerekir. Bunu muhaddisler büyük ölçüde belirlemişlerdir. Ancak sahih bir hadisin farklı rivayetleri çoğu zaman onu duyan râvilerin kendi anladıkları mana ve kendi seçtikleri kelimelerle nakletmiş olabilecekleri gerçeğini gösterir. Çünkü bazen hiç değişmeyecek bir durum, ya da bir defa vaki olan bir olay, farklı ve manayı bir ölçüde değiştiren ifadelerle nakledilmişse, bunu ravilerin tasarru­fundan başka bir şeyle izah etmek mümkün değildir. Bu konu hadis ilmi metodolojisinin önemli bir meselesini teşkil eder ve "Hadisle­rin mânâ ile rivayeti" adıyla ele alınır. devamı


01
Hemen